Felaketlerden Ders Almadık
Son yıllarda yaşadığımız depremler, yangınlar, şehit haberleri ve türlü felaketler toplum olarak bizi derinden sarstı. Her felaketten sonra “bir daha asla” desek de, aynı hataları tekrarlamaktan geri durmuyoruz.
Depremler bunun en somut örneği… İmar aflarıyla sağlam olmayan binalar yasallaştırıldı, denetimden kaçıldı. Sonra da binlerce vatandaşımız enkaz altında can verdi. Buna “kader” deniliyor. Hayır! Bu kader değil, göz göre göre işlenen bir cinayettir.
Yangın Uçaklarını Sattık, Ormanlarımızı Yaktık
Ülkenin en iyi yangın söndürme uçakları elimizdeydi. Ama “bize lazım değil” denilerek satıldı. Bugün ormanlarımız cayır cayır yanarken, Orman Bakanı seyirci koltuğunda oturuyor.
Bakanlık adı üstünde “bakmak”tır. Ama bakmayan Orman Bakanımız.!
Şehitlerimiz Boşuna Toprağa Düşüyor
En acısı ise şehit haberleridir. Gencecik fidanlarımız bir hiç uğruna, boş yere toprağa düşüyor. Bölgemizin herhangi bir yerinde savaş olur, askerimiz gider Şehit olu.r Milletin evlatları şehit olurken, iktidar sahipleri sorumluluk almak yerine sadece konuşuyor.
Aziz Nesin’in yıllar önce söylediği söz, bugün hâlâ acı bir gerçek olarak karşımızda duruyor:
“Türkiye’de kimse kazık kendisine girmedikçe, başkalarının yediği kazıkla ilgilenmez.”
Bencillik Toplumu Çökertiyor
Bugün herkes hayattan sadece almak istiyor. Üretmek, sorumluluk almak, taşın altına elini koymak isteyenlerin sayısı ise çok az. Eğitim elimizden alındığında mayasız bir hamur gibi çöküyoruz.
Çıkar uğruna bugün milletin oylarını satanların, yarın menfaatleri için vatanı satmayacaklarının garantisi var mı?
Siyaset İki Kampa Ayrılıyor
Artık düğmeye basıldı… Görünen köyün ardı yakındır!
Türkiye siyaseti önümüzdeki süreçte iki büyük kutba ayrılacaktır:
Birinci kutup; 1924 Anayasası’nı ve Lozan Antlaşması’nı yok sayarak ülkeye yeni bir format atmak isteyenlerdir. DEM ile iş birliği yaparak Cumhuriyet’in temellerini tartışmaya açmak isteyenlerden oluşuyorlar.
İkinci kutup; Kurtuluş Savaşı’nın gerekçelerine, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine ve ulus devlet anlayışına sahip çıkanlardır.
Bu süreçte sahte Atatürkçüler, sahte Milliyetçiler, sahte Müslümanlar tek tek ifşa olacaktır. Maskeler düşecek, gerçek yüzler ortaya çıkacaktır.
Son Sözü Millet Söyleyecek
En sonunda karar, sandık başına gittiğinde Yüce Türk Milleti tarafından verilecektir. Tarih, hakikati saklayanların değil, hakikati savunanların yanında yazılacaktır.