
Değerli dostlar çıkmaz sokaklar olur bilirsiniz. Özellikle şehrin yabancıları merakla girer sonuna kadar yürür ama önüne bariyer gibi set çekilmiş duvara toslayınca gerisin geriye döner.
Ülkenin hali çıkmaz sokakta yol yürüyen insana benziyor.
İki ileri bir geri Mehter alayındaki mehter başına benziyor. Üretim durdu, insanlar artık günü kurtarma peşinde.
İdeolojiler tarih oldu. Menfaat, makam, mevki, koltuk herşeyin üstünde pozisyon aldı. Hak, güçlülerin hakkı, adalet sadece duvarlarda yazılı.
Gençlerin yarınları çalındı, 81 ilin tamamında üniversite kuruldu ama sadece öğrencilerin müşteri olarak görüldüğü şekilde. Bilimden, bilimsellikten uzak siyasi güce teslim olan akademisyenlerle donatıldı ülkenin akademik yuvaları.
Çiftçinin elinden tarımı çaldılar, işçinin elinden emeğini.
Nereye bakarsanız karamsar bir tablo. Kiminle konuşursanız umutsuzluk diz boyu. Çaresiz kabulleniş ruh hali.
İnsanlar bencilleştirildi. İnsanlar adalete gark edildi.
Üretmeden tüketmek fikri günümüzün yaşam tarzına büründürüldü. Oysaki üretmeden tüketim bir toplumun esir alındığının en somut göstergesi olmasına rağmen. Bilimin yerini hurafenin, okulların yerini cemaat ve tarikatlerin aldığı yeni bir Türkiye. Siyasiler desen evlere şenlik. Ne şiş yansın ne kebab misali. Ekranlar karşısında farklı ekran arkasında farklı. Adeta danışıklı dönüş yapıyorlar birbirleriyle. Uyutulan bir toplumda, geri bırakılmış bir toplumda açlığa sefalete mahkum edilmiş bir toplumda iyimserlikten bahsetmek ne kadar geçerli onu da siz değerli dostlara bırakıyorum
Suna göl